FOTOĞRAFIN DİLİ (14. ÇALIŞMA)


Adım adım uzaklaşıyor muyuz birbirimizden? Belki adım adım yaklaşıyoruzdur.
Belki bambaşka basamaklarda yaşıyoruzdur hayatı. Ya da her birimiz aynı basamaklardan geçiyoruzdur, kim bilir?
Bu fotoğraf size neler düşündürüyor?
Paylaşımlarınızı bekliyoruz...

13 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

evet farklı dikey basamaklardayız bazıları ile. Ve bu yalnızlık hali değil. Zaten ayrı dikey basamaklarda olduklarımızla aynı basamağı paylaşmamak bir nimet. ya bide paylaşsaydık. Ayrı basamaklar, ayrı dünyalar...

Sishyphos dedi ki...

Bu fotoğrafın bendeki izdüşümü burada.
http://kitap-evi.blogspot.com/2009/04/cogul-yalnzlklar.html

Kuşçu dedi ki...

Resmi görünce aklıma ilk gelen “Daha yalnız olunabilirdi Yalnızlık olmasaydı.” Sözü geldi. Ben yalnızlığımı çok severim ve hep sevdim de. Şairin “ayrılıkta sevdaya dahil” dediği gibi bence “yalnızlık” ta sevdaya dahil. Ben tek kişilik yalnızlığımda bile sevgilimle birlikteyim. Ne zaman yalnız kalsam hemen yanımda bitiverir sevgilim.

Yirmi yıl önceki gibi hala genç hala güzel ve hala güleçtir. Boynunu sağ tarafına yatırarak ışıl ışıl gözleri ile “beni mi çağırdın, işte geldim” der gibi bakar yüzüme sevgi dolu bakışlarla. “Hoş geldin kadınım, buyur otur” derim.

Dün gece yine yalnızdım ve yine geldi.
-“yalnız mısın Sevgilim”
-Hayır yalnız değilim”
-“Kimse görünmüyor ama”
-Görünmez ama her zaman yanımda
-“Nasıl yani?Anlamadım.”
-Sen gittiğinden beri hep yanımdaydı. Hiç terk etmedi beni, hiç eleştirmedi ve hiç kızmadı bana. Kısacası hiç üzmedi beni. Seni kime anlattıysam kime senden bahsettiysem beni yargıladı, suçladı yada güldü. Bir tek o beni anladı. Senden önce de vardı sen gidince de. Sen geldiğinde ben onun varlığını unutmuştum. O bir köşede sessizce beklemiş beni. Gideceğini, terk edeceğini çok önceden biliyormuş ama bana söylememiş. Sen terk edip gittiğin gün ortaya çıkıverdi usulca. Seni çok kıskanmasına rağmen hep sendne bahsetti.Seni unutturmadı bana.Unutmama izin vermedi. Onunla hep seni konuştuk. Seninle birlikte iken o da hep yanımızda bizi izlemiş. Onunla anıları konuştuk İlk elini tuttuğum günkü heyecanımı görmüş. Sinemada ilk öpüştüğümüzde arka koltukta oturuyormuş. Otobüsle yaptığımız ilk uzun yolculukta sen sol omzumda uyurken o da sağ omzumdaymış ama bana çaktırmamış. Sevgililer gününü kutlamak için çıktığımız yemekte hatırlıyor musun sen şarabı üzerine dökmüştün. Meğer o şarabı sen değil o dökmüş senin güzelliğini kıskandığı için. Sen bir keresinde ailenin yanına gitmek zorunda kalmıştım.Gittiğin günün ertesi ben yorgan döşek yatağa düşmüştün gripten. İşte o zaman sabaha kadar başımda beklemiş.Ateşimi düşürmüş gece ben uyurken.Sabaha kadar adını sayıklamış ama sen gelmemişsin.

O bunların nerdeyse hepsini benden iyi hatırlıyor ve o anlattıkça ona yaptığım haksızlıktan ötürü kendimden utandım.Senin güzelliğine kanıp onu terk ettiğime yandım. Ama neyse ki beni hemen afeti.”Unut gitsin lafı bile olmaz” dedi. Yokluğuna alıştım ben artık. Şimdi “yalnızlığım biricik sevgilim” diyorum artık.

-“Öylemi. O biricik sevgiliyi ben de en az senin kadar tanıyor ve seviyorum. Bana aynı şeyleri söylemedi nedense? Bana hep “Unut Onu. Ellerin oldu o artık” dedi. “Bak önünde seni bekleyen bir ömür var” dedi. “Git gez dolaş eğlen gününü gün et” dedi. Çok denedim dediğini yapabilmeyi ama ben gezdikçe dolaştıkça hep sen çıktın gittiğim gezdiğim yerlerde. Seni unutmak istedikçe daha çok bağlandım. Baktım bu çare değil.Seninle yaşamayı öğrendim. Her sabah uyandığımda “Günaydın bir tanem” dedim. Sen başucumda gülüyormuş gibi. Her sabah birlikte duşa girdik. Ben kahvaltı hazırlarken sen gazetelere göz atıyordun. Yeni ütülediğim gömleği giyerken yanağıma öpücük kondurdun her seferinde. Gömleğinin düğmelerini iliklemeden önce kendi ellerimle o en sevdiğim parfümü sıktım vücuduna. Arabana binip işe giderken her gün pencereden el salladım sana. İlk aldığın gülü kuruttum yatağımın başında saklıyorum ve her gece sen diye onu öpüyorum. Salondaki vazoyu hiç çiçeksiz bırakmıyor, çiçekleri sen diye kokluyorum. Çift kişilik yatağımda senin yerin her zaman boş duruyor. Yastığında hala başının izi duruyor. Ben senin gibi uykularımda sayıklamıyor her gün ve gece adını haykırıyorum.

Hepsinden önemlisi ayrılmamızın suçlusu ben değilim.Senin cesaretsizliğindir. Tamam o zaman cesur olamadın anlarım. “Ayrılmalıyız” dedin hiç sebepsiz yere birbirimizi delice severken. Acımı yüreğime gömdüm ve giden ben oldum.Sen üzülme diye bunca sene her zorluğa göğüs gerdim. Ama doğrusunun bu olmadığını gördüm bunca senedir. Sen orda ben burada yalnızlıklarımızla baş başa ama hep birbirimizin aklındaydık. Seninde aynı şeyleri düşündüğünü bilmiyordum düne kadar.

Dün gece seni gördüm rüyamda. Rüyamda boğulduğunu gördüm. Korkuyla uyandım.Uyandığımda senin yalnızlığınla benim yalnızlığımı konuşurken gördüm. İkisi de bizi anlamadıklarını konuşuyorlardı. Bir birlerini bu kadar çok severken neden ayrı kaldığımızı anlamadıklarından bahsediyorlardı. Uyandığımı görünce bir anda afalladılar. Senin yalnızlığın bir an kaçmayı düşündü ama sanırım çok geç olduğunu anladığı için hareketsiz bekledi. Ne oldu?Yoksa, yoksa ona bir şey mi oldu? Diye sordum. “Hayır, değişik bir şey yok” dedi. Neden onun yanında değilsin diye sordum. “Sabah saat yedide içmeye başladı. Gece yarısı da sızdı kaldı. Bir süre rahat uyur diye düşündüm ve buraya geldim” dedi. Neden geldiğini senin neler yaşadığını anlattı bana. Ayrıldığımız günden bu güne kadar her anını her gününü anlattı bana sevgilim.

Bunca yıldır senden bir telefon bekledim. Gel demeni bekledim. Senden bir işaret bekledim bir ışık vermedin. Ben pes etmedim sen inat ettin. Dün gece yalnızlığının da canına tak etmiş inadın.Senin yerine o gelmiş. Eğer beni hala seviyorsan ve benimle olmaya cesaretin varsa 20 yıl önceki ayrıldığımız cafede 20 yıl önce ayrıldığımız saate kadar yani 19:47 ye kadar bekleyeceğim. Ya kaldığımız yerden devam edeceğiz ya da beni unut bebeğim.Hoşcakal aşkım….

Geveze Kalem dedi ki...

Sevgili Guguk Kuşu,
Neden bu bakış açınızı bir yazıyla paylaşmıyorsunuz bizimle?:)
Doğrusu ben yakın bulduğum bu bakış açısını daha detaylandırılmış hâliyle okumak isterdim.;-)
Sevgilerimle...

Sevgili Kuşçu,
Bu fotoğraf bana da ilk anda "Ayrılıklar da sevdaya dahil, çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili" dizelerini hatırlatmıştı. Hatta bu cümle üzerine kuracaktım yazımı.:)

Neden bir blog açıp yazmıyorsunuz hikayelerinizi? Eminim okumaktan keyif alacak çok kişi olacaktır.
Sevgilerimle...

tutsak dedi ki...

http://sonsuzluktutsakbedenimde.blogspot.com/2009/04/bak-kimse-kalmad-bizden-baska-ne.html
Sevgiler

tutsak dedi ki...

Bu arada evet sevgili Kuşçu
Geveze kalem e yürekten katılıyorum. Sizin yazılarınızı okumaktan keyif alak pek çok dostumuz var.
Sevgilerimle

Bekir Birincioglu dedi ki...

Kisiler ulasmak istediklerine basamak basamak cikarak ulasirlar. Her basamak yeni bir evreden gecis gibidir.

ZRPNDT dedi ki...

Naçizane ben de yazdım http://shekure.blogspot.com/2009/04/kac-basamak.html sizinle yeniden olmak ve yazmak çok güzel... Yorumlarınız benim için çok kymetli...Sizi seviyorum

temizruh dedi ki...

sayenizde hareketlendim
teşekkürler

http://uvey.blogspot.com/2009/04/bir-sonbahar-gunu.html

σzℓєм dedi ki...

http://yapyegezyaz.blogspot.com/2009/04/fotografn-dili.html

etki alanı dedi ki...

Her gün merdiven inip çıkıyor olmak ne demek iyi bilirim..
TüTü

Adsız dedi ki...

Umutla beklemek...Farklı zamanlarda, farklı yerlerde bir başka aleme dalmış olsa da sevdğimiz arkasından umutla beklemek bambaşka bir alemde...

funda dedi ki...

http://renginim.blogspot.com/2009/06/elimi-braktn-oyun-atolyesi-fotografn.html

tembellik ettiğim ve ara verdiğim için çok utandım kendimden...
arayı kapatacağım...
buyrun efendim :)